Artan terör saldırıları sonrasında medya da istihdam edilen işbirlikçilerin gerçek niyeti ortaya çıkmaya başladı.
Kimi PKK muhatap alınmalı derken bir diğeri PKK’nın Türkiye’den toprak talebi yok, PKK ve Öcalan ile müzakere masasına oturulmalı demektedir.
Ergun Babahan gibi medya dönekleri ise “Apo’yu yok sayma uğruna, genç cenazeleri taşımaya devam mı edeceğiz, elimizin altındaki bir barış önerisini değerlendirecek miyiz? Diyerek PKK ile barış yapılmasını savunmaktadır.
Ahmet Altan gibi vatanı kadın memesine satacak kadar alçaklar ise zaten en baştan Kürtlere toprak verilmesi taraftarı.
Artık Habertürk’ün kadrolu yorumcusu haline gelen Ahmet Tan gibi Kürt İslamcılar ise çift milletli- çift dilli bir anayasanın PKK sorununu halledebileceğini düşünüyor.
Peki PKK’nın tercümanlığına soyunan bu gazetecilerin söyledikleri dışında PKK ne istiyor?
PKK’nın ne istediğini Kandil yılanı Murat Karayılan Fırat haber ajansına yaptığı açıklama ile açıkça ortaya koyuyor.
PKK demokratik özerklik istiyor.
Fırat haber ajansı soruyor “Demokratik Özerklik nedir? Ne zaman ilan edilecek?
Kara-yılan cevap veriyor;
“Demokratik Özerklik şimdi nedir? Bir yerde eğer farklı kültürler varsa ve sen bu farklı kültürleri soykırım ve asimilasyonla yok etme niyetinde değilsen bu kültürleri tanımak ve yaşatmak ancak demokratik özerklikle olur. Demokratik özerklik dünyanın her tarafında uygulanan bir sistemdir. Bir yerde farklı bir dil kültür varsa orada özerklik sistemi ile aynı devlet sistemi içerisinde o farklı kültürün kendisini yaşatması hakkı vardır. Demokratik özerklik devletle bir çözüm arayışıdır. Ama bizim kendi çözüm tarzımızdır. Devlet buna gelmezse de biz demokratik özerkliği inşa edeceğiz.
Demokratik özerklik devletle çözüm arayışını eksen alan bir formüldür. Devlet+demokrasi formülü ile Kürtler ve devlet arasında bir çözüm formülü ve arayışıdır. Eğer devlet buna gelmezse o zaman Kürtler kendi demokratik sistemini, kendi öz iradesi ve gücüyle kendi başına inşa etmek ve ilan etmek zorunda kalır.
Birinci seçeneğimiz demokratik özerkliktir. Buna gelinmezse ve bunun üzerine gidilirse o zaman biz demokratik konfederal sistemi bağımsız bir biçimde ilan etmek durumuyla karşı karşıya kalırız. Demokratik özerklik formülü, çözüm perspektifi sadece KCK’ye ait bir formül değil. Bizim esas aldığımız bir formüldür. Ama aynı zamanda Kürdistan’da çeşitli sivil toplum kuruluşlarının da esas aldığı bir şeydir. Yine siyasi partilerin savunduğu bir şeydir. Yani bu Kürt halkının ulusal bir çözüm formülüdür. Devlet buna rağmen imha etmek ve özgürlük dinamiklerini hedeflerse o zaman Kürt halkı da her biçimde kendini savunmaya çalışacaktır. Direniş boyutlanacaktır. Onlar topyekun savaşı bize dayatır, demokratik özerklik formülasyonunu da reddederlerse o zaman biz de topyekun bir direniş dönemine geçeriz, bu bize kalır.”
PKK hem İmralı canisinin avukatlarına yaptığı açıklamalarla hem de şu anda PKK’yı yöneten Kandil yılanı Karayılan’ın ajan gazetecilere verdiği demeçlerle ne istediğini net biçimde ortaya koyuyor.
PKK, demokratik özerklik istiyor…
PKK, ana dilde eğitim istiyor.
PKK ne istediğini gayet iyi biliyor.
Peki Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti açısından “demokratik özerklik” ne anlama gelir?
Demokratik özerklik talebinde bulunmak aslında Milli Devletten federal devlete geçiş demektir.
Türkiye Cumhuriyeti kuruluşu itibari ile Milli Devlettir. Tek Millet- Tek Dil üzerine bina edilmiştir. Bu Cumhuriyetin kurucu unsuru Türk Milletidir.
Milli Devlet sisteminde belli bir bölgede yaşayanlarca seçilen yerel yöneticilere yasama ve yargıya ilişkin yetkiler hiç verilemez. Sadece yürütmeye ilişkin bir kısım yetkiler devredilebilir. 1982 Anayasası bunun kriterini ‘mahalli müşterek ihtiyaçlar’ olarak belirlemiş. Yani anayasal yönden, ‘mahalli müşterek ihtiyaç’ niteliğinde olan yürütmeye ilişkin yetkiler dışında hiçbir kamusal yetki seçilmiş yerel yöneticilere devredilemez.
1982 Anayasası’nın 42. Maddesi de ana dilde eğitime engel teşkil etmektedir.
Yani, mevcut anayasa PKK’nın isteklerinin karşılanmasındaki en büyük engeldir.

Son Yorumlar