Anayasa referandumu için geriye sayım başladı.
Partiler de evet ve hayır kampanyalarının son hazırlıklarını yapıyor.
MHP daha en başından “ortak bir uzlaşı olmadan ortaya konan ve Türkiye’yi bölecek hukuki alt yapıya sahip” AKP anayasaya hayır diyeceğini açıkladı.
MHP’nin bu tavrı AKP yandaşı medyayı ve cemaatİ harekete geçirdi ve başta Zaman gazetesi olmak üzere cemaat medyası MHP tabanına yönelik büyük bir psikolojik savaş başlattı.
Ülkücü Hareket saflarında yer almış ama son 30 yıldır MHP ile ilgili uzak yakın ilişki kurmamış Ülkücü sığırcıklar bulunarak anayasaya evet çağrıları ile MHP tabanı etki altına alınmak istendi, MHP ile tabanı arasında görüş ayrılığı var havası yerleştirilmeye çalışıldı.
MHP tabanını etkilemek için kullanılacak siyasi malzemede oldukça etkiliydi.
“12 Eylül darbecileri ile hesaplaşma, 12 Eylül cuntacılarını yargılama.”
Bu hukuken mümkün olmadığı halde hem MHP tabanına seslenen Ülkücü sığırcıklar hem de cemaat medyası “12 Eylül darbecilerini yargılama hayaline” sarılarak MHP tabanının evet oyu kullanması için başlattıkları psikolojik savaşı aşama aşama tatbike devam ettiler.
“MHP tabanına yönelik psikolojik savaşın” kaptan köşkünde cemaat medyası var.
Zaman, Cihan Haber Ajansı, Samanyolu, Aksiyon başta olmak üzere Bugün, Yeni Şafak gazeteleri bugüne kadar hassasiyetlerini hiç önemsemedikleri hatta dikkate bile almadıkları Ülkücülerin 12 Eylül’de ne kadar mağduriyet yaşadıklarını, bu mağduriyeti yaşatanlarla hesaplaşmak için 12 Eylül’de yapılacak olan anayasa referandumunun büyük bir fırsat olduğunu işliyorlar.
Cemaat medyasının karargâh merkezini oluşturduğu MHP tabanına yönelik psikolojik savaşın ilk adımı “köşe yazıları üzerinden MHP’yi baskı altına” alma ile atıldı.
Bir sonraki aşamada ise AKP anayasasına evet diyecek olan Ülkücü sığırcıklar rol aldı.
Bu bölümde Ülkücü Hareket mensuplarını etkilemek için AK Ülkücüler- Ülkücü Sığırcıklar ve BBP kullanıldı ve anayasaya evet açıklamaları öne çıkarılarak Ülkücüler bölündü havası yerleştirilmek istendi.
Başta Musa Serdar Çelebi, Hasan Çağlayan, Ökkeş Şendiller, Ahmet Er, İrfan Sönmez, Hülagü Bağcılar, Hasan İlter, Cengiz Ceylan, Remzi Çayır, İ. Faruk Evirgen, Kemal İnandı, Naci Meriç, Niyazi Ahıska, Mehmet Zeybek’ gibi Ülkücü Sığırcıklar AKP ve cemaat medyasının psikolojik harekâtında gönüllü eleman oldular.
Bu isimleri yazıyorum ki AKP ve cemaat medyasının Ülkücüleri etkilemek için kullandığı bu isimler tarihe bir not olarak kazınsın ve Ülkücü Hareket bu sığırcıkları unutmasın.
Sonra köşe yazıları yerini yeni anayasaya destek veren milliyetçi kuruluşlardan ve bu kuruluşların başkanlarından alınan açıklamalara bıraktı.
Bu kapsamda Ülkücüler üzerinde hiçbir tesiri olmayan ve AKP’den nemalanan Türk Ocakları sahaya sürüldü.
Psikolojik harekât planlandığı şekilde sürdürülüyordu ve köşe yazıları ile başlayan Ülkücü sığırcıklar ve milliyetçi kuruluşlar ile devam eden MHP tabanını ikna operasyonunda sıra Ülkücü şehit ailelerinde idi.
12 Eylül mahkemelerinde idam edilen ya da 12 Eylül’e gelene kadar ki süreçte şehit edilen Ülkücülerin aileleri bu anayasaya karşı görüşlerini açıkladılar ve bu açıklamalar beklendiği gibi cemaat medyasında geniş yer aldı.
Buna ilave olarak 39 kişinin deklarasyonu geldi.
Bugüne kadar 12 Eylül mahkemelerinin mağdur ettiği Ülkücüler için, sürgünde yaşayan Ülkücüler için, cezaevinde yatan Ülkücüler için kılını kıpırdatmayan AKP ve cemaat ne yaptıysa Ülkücü Hareketin tabanına karşı yürüttüğü psikolojik savaştan bir türlü istediği sonucu alamadı.
Ve sahneye BOP Eşbaşkanı, Türk Milletini 36 etnik kökenden sayan, Ülkücü deyince aklına faşizm, ırkçılık gelen Başbakan Erdoğan çıktı.
Erdoğan partisinin gurup toplantısında 12 Eylül sonrası idam edilen ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu’nun annesine yazdığı son mektubu okurken herkesi ağlatacak tiyatral bir gösteriye imza attı.
Gerçekten etkileyici, iyi düşünülmüş bu mizansen Ülkücülere yönelik psikolojik savaşın zirve noktasıydı.
Belki mektubu okuyan Başbakan Erdoğan olmasaydı etkili bile olabilirdi.
Ülkücü Hareketin aziz şehidi Mustafa Pehlivanoğlu Ülkücüleri etki altına almak, anayasa referandumunda evet demelerini sağlamak için üstelik de Meclis kürsüsünden suistimal edildi.
Darağacında bile inandığı davadan geri adım atmayan aziz şehidimiz Mustafa Pehlivanoğlu’nun ailesine yazdığı son mektubun sadece bir kısmını okuyan ama “şunu hiçbir zaman unutmasınlar ki Mustafa’lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer Allah’a inananlarındır” kısmını bilerek atlayan Başbakan Erdoğan Ülkücülerin anayasa referandumunda evet oyu kullanmasını sağlayabilmek adına aziz şehidimizi suistimalden kaçınmamıştır.
Ülkücüleri Mamak’ta, Bursa’da, Gaziantep cezaevlerinde hatırlamayan, 12 Eylül darbecileri yüzünden yıllardır yurt dışında yaşamak zorunda kalan Ülkücüler için hiçbir şey yapmayan, iktidara geldikleri günden beri Ülkücülere kan kusturan dahası Türk adından rahatsızlık duyan Başbakan MHP’nin anayasa referandumunda direncini kırabilmek adına Ülkücü Hareketin şehidinden medet ummuştur.
MHP tabanına yönelik psikolojik harekâtın geldiğimiz aşamasında sitemiz yazarı Kürşad Demirci’nin ifadesiyle hatıra cellâtlığına soyunulmuştur.
MHP’ye karşı çok boyutlu bir psikolojik savaş yürütülmektedir.
MHP tabanı baskı altına alınarak direnci kırılmak, sindirilmek istenmektedir.
Ülkücü tabanın anayasa değişikliğini istediği, MHP’nin tabanı ile bu konuda ayrıştığı havası yerleştirilmeye çalışılmaktadır.
Ülkücülere karşı yürütülen ağır psikolojik savaşa rağmen;
Ülkücüler, bu psikolojik savaşa teslim olmayacaktır,
Ülkücüler, bu psikolojik harekâtta yer alan sığırcıkları unutmayacaktır,
Ülkücüler, Meclis kürsüsünde akıtılan sahte gözyaşlarına aldanmayacaktır,
Ülkücüler, AKP ve cemaatin taleplerinin gerçekleşmesine payanda olmayacaktır,
Ülkücüler, Ülkücülüğün yegâne adresi Milliyetçi Hareket Partisinin yanında ve saflarında sandığa gidecektir,
Ülkücüler, Türk Milletini bölecek, Türkiye’yi federalizme taşıyacak, bu AKP anayasasına hayır diyecektir.
Müjdat ÖZTÜRK- 21 Temmuz 2010
www.2023istanbul.com

Son Yorumlar