YENİ PARTİ ALİ BABACAN’A EMANET EDİLECEK Müjdat ÖZTÜRK’ün Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Tarafından Dava Açılan Kitabının 3. Baskısı Yeni Yüzyıl Yayınları Tarafından Yayınlandı..
May 28

 İHANET ŞEBEKELERİ VE İKİNCİ CUMHURİYET’E YA DA OSMANLILIĞA DOĞRU-1-

Türkiye’nin son on yılına bir göz atıldığında ülkemizde yuvalanan onlarca, yüzlerce sivil toplum örgütü, düşünce kuruluşu ve enstitülerin faaliyetleri dikkat çekmektedir. Kapalı toplum olduğunu iddia ettikleri Türkiye Cumhuriyetini Açık Topluma dönüştürme ülküsünün bu maaşlı kahramanlarının çalışmaları neticesinde Türkiye parçalanmanın eşiğine doğru sürüklenmektedir.

Bu çalışmalara destek veren Siyasal İslamcı kitlenin ve numaralı Cumhuriyetçilerin sayesinde Türkiye Batı Emperyalizminin ve Küresel Kraliyetin istediği noktaya gelmiştir. Gümrük Birliği, Avrupa Birliği, Kürt Sorunu, Irak işgali, Şemdinli, Atabey’ler, Kerkük meselesi, Hrant Dink Cinayeti, Malatya Misyoner Cinayetleri, Ermeni Soykırımı, Cumhurbaşkanlığı seçimleri, Ergenekon Operasyonu gibi önemli konularda Türk Devleti üzerinde baskı kurulması arzulanmış ve emperyalist Batı Dünyasının istekleri çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti yönlendirilmek istenmiştir.

ABD ve AB ülkelerinin satın aldığı Türk pasaportuna sahip işbirlikçi numaralı cumhuriyetçiler, Liberaller ve kökü dışarıda Sivil Toplum Kuruluşları vasıtasıyla Türkiye’de demokrasinin yerleştirilmesi, İnsan Hakları ve Özgürlükler başlıkları altında Türk Devletinin kabul etmediği Ermeni soykırımı meselesi ve Kürt sorunu, Batı fonlarından iştahla beslenen Türk üniversitelerinde kabul edilerek tartışmaya açılmıştır.

Türk kimliği Türkiye’yi yöneten kişilerce bir alt kimliğe indirilmeye çalışılmış, Kürtçülerin ağzından bir Türkiye’lilik kavramı belleklere kazınarak, provakatif cenazeler üzerinden kadife devrim provası yapılarak kitlelere Hepimiz Ermeniyiz sloganları attırılmıştır.

Kamuoyunda araştırma vakıfları, demokrasi dernekleri, platformlar görünümünde tanınan, aklını ve ruhunu Batı’ya kiralayanların kümelendiği bu kuruluşlar Osmanlı Devleti’nin son yıllarındaki İngiliz Muhiplerini, Amerikan mandacılarını, Mavri Mira cemiyetini, Kürt Teali Cemiyetini hatırlatır görünümde Türkiye aleyhinde faaliyetlere hiçbir engelleme ile karşılaşmadan devam etmişlerdir.

Gündemi istedikleri gibi değiştirme gücüne sahip gazetecilerin, politikacıların, akademisyenlerin ve işadamlarının güdümündeki Türkiye’nin milli çıkarlara dayalı politikalar üretmesi ve uygulaması olanaksız hale getirilmiştir.

Yabancı ülkelerin mali fonlarından, vakıf suretli istihbarat yuvalarından, enstitü ve düşünce kuruluşlarından hibe, destek, yardım alarak ruhlarını ve akıllarını Batı’ya teslim eden bu aydın ve bilim adamı gurubu Türkiye aleyhine örtülü faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Çeşitli isimler adı altında yerli bilim ve sanat adamlarına, gazeteci ve yazarlara yüklenen Küresel Kraliyetin Mimarlarına ve çıkarlarına yönelik bilgi taşıma, devletimizi yıpratma, milli bilinci zayıflatma, milli tarihimizi yok etme, milletimizi kutuplara ayırma, Devletimizi bölmeye çalışma, ülkemizi istikrarsızlaştırma görevi bugüne kadar başarı ile yürütülmüştür.

Kendilerine karşı yöneltilen suçlamalara sert tepki veren bu oluşumlar kendilerine karşı eleştiri yönelten insanlara demokrasi, özgürlük, insan hakları çalışmaları yaptıkları yanıtını vermektedirler. Fakat kendi milli menfaatleri hususunda duyarlı insanlara sert tavır takınmaktan kaçınmayan AB’ci ya da ABD’ci bu zevat yabancı devletlerle, çok uluslu şirketlerin yöneticileri ile gizli servis elemanları ile olan ilişkileri konusunda sessizliğe bürünmektedirler.

Milli Devlet anlayışını yok etmede mutabakata vardıkları anlaşılan bu sivil toplum örgütleri, enstitüler, düşünce kuruluşları Küresel Kraliyetin önünde engel olarak gördükleri Türkiye Cumhuriyetini içerden bir sivil örümcek ağı ile çepeçevre sarmışlardır.

Öncelikle Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ilkelerinin değiştirilmesi buradan daha şeffaf ve sivil olduğunu iddia ettikleri İkinci Cumhuriyete geçilmesi gerektiğini dillendiren bu çevreler çalışmalarını daha çok demokrasi, İnsan Hakları, çok kültürlülüğe dayalı bir siyasi yapı, federalizm talepleri, merkezi idareyi zayıflatma, etnik azınlıklar, dini cemaatlere ve vakıflara destek, etnik terör ve terörün siyasallaştırılması konularında yoğunlaşmışlardır.

Türk Ordusundan, Türk Devletinden, Türk Milletinden, Türkçeden, Türk tarihinden tiksinen Batı Medeniyetine, Batılı devletlere, Batı dillerine sevgi ve hayranlık duyan bu gayri milli kişi ve kuruluşları kendi aralarında numaralı cumhuriyetçiler, Diyalogcular, AB’ciler, Karen Fogg’cular, ABD’ciler, Soros’cular, Ilımlı İslamcılar olarak tasnife tabi tutmak mümkündür.

“İHANET ŞEBEKELERİ VE İKİNCİ CUMHURİYET’E YA DA OSMANLILIĞA DOĞRU-1-” için 5 Yorum
  1. Vedat yazmış:

    Devleti zafa uğratan yerli ve yabancı nüfüz casusları,Türkiye’yi bitirme noktasın’da gayet görevleri’nin hakkını verdiler.Bir ülkede adaleti,yargıyı yok sayarsanız,o zaman o ülke adaletsiz insanlar’ca yönetilir.AKP iktidarı Müjdat beyin yorumlarının hepsine uyuyor ve fazlası’da bir tarafa.Türk milletinin öz değerlerini AB çarşısında şahsi çıkarları için ucuza pazarlayan bu hainlerin,kimin uşakığını yaptıkları acıkca ortada.Hangi yüzle bu topraklar üzerinde gezecekler aklım almıyor. İngiliz kraliyet misyonlarının eteklerinin altında,milli değerlerimizi peşkeş çekmeleri Türk milletini çok zor duruma düşürdükleri belli oldu.Nerde sizin devlet anlayışınız,bir millet bir devlet bu kadar aşağılandığı görüldümü ? Yazıklar olsun size, soyunuz kime çekti bilmem ama biraz sizin ayarlarınız bozulmuş.Türk milletinin talihini ve geleceğini karanlıklara sürüklemek,kimsenin hakkı değildir,kimsenin’de tekelinde olmadığını iyi biliyoruz.Müjdat reisin bu can acıtıcı kalemi, AKP bir uyarı niteliği taşır .Tabi anlayana …..

    Selam ve dualarımla…

  2. Osman ALTUNTAŞ yazmış:

    Sayın Öztürk, Küresel güçler ile bunların ülkemizdeki işbirlikçilerinin oynadıkları ve oynamaya devam edecekleri oyunları bir kez daha masaya yatırarak “yüksük taşı” gibi yerine oturan tespitlerinizden dolayı sizi kutlamaktan bıkmayacağım. Türk tarihi boyunca yaşanan gerçekler, yaşanacak olan süreçler için bizlere adeta “kutup yıldızı” aydınlığında ışık tutuyor. Türk Hakanlarının ihanet şebekelerine karşı verdiği mücadele “Türk” olmaktan şeref duyan bizlere sayısızca dersler veriyor. “Herşey aslına rücu eder” gerçeğinden yola çıkacak olursak, Türk olmaktan (haşa) tiksinmek bir yana ödleri kopan soyu bozuk işbirlikçi ve teslimiyetçilerin arkalarında gizledikleri “kimliksizlik” gerçeği er ya da geç gün ışığına çıkacaktır. Bunlar Türk değil dostlar bunlar devşirme. Kimlikleri ile yüzleşmekten korkan bu soysuzların sığındıkları tek liman ise maalesef “ümmetçilik” marinası.

    Şimdi bu gerçeklerden yola çıktığımızda, satılık ve işbirlikçi güruhun Türkiye üzerinde oynanan oyunlara taşeron olması kadar doğal bir şey olamayacağını düşünüyorum. Türkiye’nin AB’ye girmesi veya girmemesi, Başörtüsünün serbest bırakılması veya bırakılmaması (örnekleri çoğaltmak mümkün), bu soysuzların umurlarında bile değil. Bunlar kendilerine biçilen elbiseyi giyip bu güzel ülkemizi en iyi şekilde nasıl pazarlarızın peşindeler maalesef.
    Ancak bu teslimiyetçi ihanet şebekelerinin yanıldığı veya hesaba katmadığı bir gerçek var. Bu gerçek ise “Türk” olmanın dayanılmaz şiddeti, gururu, onuru ve büyüklüğüdür. Kendileri de “Türk” olmadıkları için bundan bihaberler zaten. Türk milleti ve Türk devletleri, tarihinde bunlar gibi sayısız soysuzların hakkından gelmiştir. Bizler, Türk beylerinin, Türk Hakanlarının, Atatürk’ün ve Başbuğ Alparslan Türkeş’in torunları olarak bu soysuzlara; “Türklüğümüz göklerde dalgalanan bir sancak, Allah huzurunda eğiliriz biz ancak” gerçeğini kafalarına onluk çivilerlerle çakacağımız günleri sabırsızlıkla bekliyorum… Selam ve dualarımla.

  3. Enver Aysal yazmış:

    Tesadüfen bloglar arasında gezinirken gördüğüm sitenizde yazılarınıza bir baktım. Blog dünyasının zengin yelpazesinde önce sıradan bir siyasi blog zannettiğim sitede gezinirken site sahibinin bizleri küresel dünyanın çirkin yüzü ile yüzleştirdiğini gördüm. Özellikle Türkiye açısından tehlikenin büyüklüğünü ortaya koyan yazar arkadaşı tebrik ediyorum. Merakla googledan kim olduğuna bakınca misyonerlik faaliyetleri ile ilgili kitapları olmasıda beni daha çok ilgili kıldı. Yalnız niçin kitaplarının sitede tanıtımı yada reklamı yok anlayamadım. Yinede siteyi ve içeriğini çok beğendiğimi ifade etmeliyim .

  4. Hüseyin SUNGUR yazmış:

    Yazdıklarınıza katılıyorum TÜRKİYE CUMHURİYETİ’nin üzerinde oynanan oyunlar alenen bellidir ancak yazınızda hrant dink cinayetinden bahsederken hrant dink cinayetini işleyen kişinin hangi düşünceye mensup oldugunu unuttunuz heralde.Milliyetçiligi TÜRK milliyetçiligi olarak deyilde ülke milliyetçiligi olarak yapılması gerektigini düşmanlarımıın oyunlarına gelmemek için insanlarımızı buna yönlendirecek yazılarınız yazmanızı isterim.Bu devlet bizimdir bizim kalacaktıonun için sonuna kadar çalışmamız gerekmektedir bana göre kolay gelsin size başarılar

  5. online yazmış:

    o Evet, muhtemelen bu yuzden

Yorum Yaz